Yükleniyor...

İsmail Suphi (SOYSALLIOĞLU)

Yapılış Tarihi | 03 April 2024, Wednesday

Teknofest

1884 (1300) İstanbul doğumludur. İlk ve Orta öğrenimini İstanbul’da Sıbyan mektebi ve Edirne Askeri Rüştiyesinde tamamladı. Daha sonra Rodos- Süleymaniye Medresesi ve idadisinde, babasının memuriyetle İstanbul’a dönmesiyle de Vefa İdadisinde okudu. Hukuk Fakültesinde öğrenci iken Adliye Nezareti Ceza işleri kaleminde memuriyete girdi. II. Meşrutiyetin ilanından sonra adliyeden ayrılarak Servet-i Fünun dergisinin sürekli yazarı olarak çalışmaya başladı. “Şura-yı Ümmet” “Servet-i Fünun” ve “İkdam” gazetelerinde sorumluluk, başyazarlık ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1912’de Servet-i Fünun’dan ayrılarak “Ati” gazetesini çıkardı. Mondros Mütarekesinden sonra milliyetçi görüşleri savunduğu “Söz” gazetesinin imtiyazını aldı. Bir ara Kurucuları arasında bulunduğu Sulh ve Selamet ve Milli Ahrar fırkalarında siyasi faaliyette bulunduysa da İstanbul’un işgali üzerine Anadolu’ya geçerek Ankara’ya geldi ve Atatürk’ün isteği üzerine bir süre Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin başyazarlığını üstlendi. 

Burdur milletvekilliğine seçilen İsmail Hakkı (Çallı) Bey ve Fahrettin bey’in katılmadan istifa etmesi Halil Hulusi efendinin de vefatı üzerine boşalan milletvekilliğine 17 Mayıs 1920’de Mehmet Akif ve Ali Ulvi Beyler ile birlikte seçildi ve aynı gün meclise katıldı.  5 Haziran 1920 tarihinde Biga’dan da seçilmiş olduğunun bildirilmesi üzerine Burdur’u tercih ederek Biga’dan çekildi. Mecliste Dışişleri, İktisat, Bayındırlık ve İrşad komisyonlarında çalıştı. İlk üç yasama yılında dışişleri komisyonunun kâtipliğini yaptı. 

 1921 Anayasasını hazırlayan özel komisyonun üyesi ve raportörüdür. Teşkilatı Esasiye Kanununa ilişkin tasarı Meclisin 18 Kasım 1920 tarihli oturumunda İsmail Suphi Bey tarafından sunulmuş ve İsmail Suphi Bey bu sunum esnasında oldukça uzun bir açıklama yapmıştır.  İsmail Suphi Bey Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Milletin olduğunu belirten birinci maddeyi şöyle açıklamıştır; “Esaslı maddelerde yüksek heyetinize birinci olarak sunduğumuz “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” maddesini bu kürsü üzerinde okumaktan olağanüstü iftihar duyuyorum ve diyebilirim ki hayatımın en kıymetli anı bu andır. Çünkü bu maddeye karşılık millet bu kadar kan akıttığı halde, daha böyle bir satır yazıyı hiçbir yerde görmemiştir. Bu şeref Büyük Meclisinize nasip oluyor ve böyle kıymetli bir maddenin savunucusu bulunuyorsunuz”.

İsmail Suphi Bey’in milletvekilliği sırasındaki en önemli görevlerinden birisi Heyet-i İlmiye başkanı olarak gönderildiği Buhara seyahatidir. Rusya’ya gönderilen elçilik heyetinin içinde “Heyet-i İlmiye” diye bir özel heyet oluşturulmuş ve başkanlığına da İsmail Suphi Bey getirilmiştir. Mustafa Kemal 11 Ekim 1920 Tarihinde yapılan gizli celse’de bu heyetin görevi ile ilgili olarak şöyle konuşmuş idi; 

Malum-ı âliniz olduğu veçhile Rusya'ya bir sefaret heyeti gönderiyoruz. Bu heyet-i sefaret esasen malum olan ve mazbut olan kadrosu dâhilindedir. Fakat Rusya'da ve Rusya ile temasta namütenahi İslâm kütleleri vardır. Bu İslâm kütleleri içinde bizim ifa edebileceğimiz bir takım hususi, mahrem ve fevkalâde vezaifimiz vardır. Bittabi bu vezaifin mahiyeti ilân edilerek oraya memur heyet gönderilemez. Sırf bu vezaif-i mahsusayı ifa ettirebilmek, takip ettirebilmek, icabında izhar edilebilmek üzere heyet-i sefaretin kadrosuna heyet-i ilmiye namıyla bir heyet ilâve edilmiştir. Heyet-i ilmiye denildiği zaman manasından istidlâl edildiği gibi, oraya yalnız tetkikât-ı ilmiye yapacak değildir. İfade ettiğimiz gibi vezaif-i mahsusa ifa edecektir.”. 

Rusya ile sürdürülen siyasi ilişkilere önem veren, ancak orada yaşayan Türk ve Müslümanlarla da ilişkileri geliştirmek isteyen Mustafa Kemal bu heyetin bu konudaki özel görevi ile ilgili açıklamayı yaptıktan sonra Heyeti Vekile’nin bazı isimler belirlediğini, bu kişilerin meclis tarafından seçilmesi gerektiğini ve vazifeleri süresince de izinli sayılacaklarını söyledikten sonra “siz izin verirseniz giderler, izin vermezseniz gitmezler ancak izin verilsin ki gitsinler ve görevlerini yerine getirsinler”  diyerek kendi tavrını da ortaya koyar. Meclise verdiği takrirde Tevfik Rüştü (Aras), İsmail Suphi (Soysallıoğlu), Besim (Atalay), ve Fuat (Carım) beylerin isimleri vardır. Meclis bu milletvekillerini onaylamış ve 20 Kasım 1920 tarihinde de bu heyet ve görevlileri için de 7285 lira tahsisat verilmesini kabul etmiştir. İsmail Suphi Bey bu görevlendirmeden sonra 25 Kasım 1920 tarihinde İstiklal Mahkemelerinin irşad görevlerine dair bir söz almış ve bundan sonra 5 Mart 1922 tarihine kadar meclis tutanaklarında adı geçmemiştir. Çünkü 1921 yılının Temmuz ayında Buhara’ya ulaşan İsmail Suphi Bey Şubat 1922’ye kadar Türkistan Bölgesinde kalmıştır. Zeki Velidi Togan’ın anılarında belirttiğine göre İsmail Suphi Bey resmen güya komünist parti taraftarı olarak seyahat ediyordu ki bu sayede Türkistan’da serbest gezmek imkânı bulmuştu. Zeki Velidi Togan İsmail Suphi Beyin Buhara faaliyetlerini şöyle anlatıyor; 

“Kendisi Mustafa Kemal tarafından görevlendirilmişti. Bu zat Buhara’da iken benimle birkaç defa görüştükten sonra benim ricamı kabul ederek o zaman birbirleriyle rakip olan Özbek ve Tacik zümreleriyle görüştü, Müşterek komitenin kurulmasının bir çıkmaza uğramış olmasından endişe duydu, tarafların bir akşam bir yerde toplanmalarını teklif etti. 30 Temmuz akşamı Mirza Abdülkadir’in evinde toplandık. Suphi Bey önce taraflarla konuşarak müşterek komite başkanlığına beni seçmelerini teklif etmiş, onun bu teklifi kabul edilmiş. Akşam toplantısında güzel bir nutuk söyledi aynı teklifi yaptı. İttifakla kabul ettiler. Merkez komitesinin diğer üyeleri de orada seçildi. Ben 2 Ağustos’ta “Türkistan Milli Birliği”nin yani Müşterek Komitenin reisi sıfatıyla faaliyete geçtim. Bu kritik günlerde Türkiye’den Mustafa Kemal Paşa tarafından gönderilen bu mebusun, Kazak Alaş-Orda temsilcilerinin ve Afganistan sefirinin Türkistan için bir Milli Mücadele Merkezi kurulmasında kat’i ve nihai tesirleri oldu.. 

İsmail Suphi Bey ve heyeti 1922 yılının Şubat ayı başlarında yurda dönmüştür. İsmail Suphi Bey 5 Mart 1922 tarihinde Meclis başkanlığına verdiği dilekçede yaklaşık bir ay önce yurda döndüklerini ifade ederek tetkikleri hususunda meclisi bilgilendirmek istemiştir. 3 Nisan 1922 tarihinde meclise verdiği bir dilekçe ile de Ural ve Volga boylarında yaşanan açlıktan dolayı özellikle Müslüman Başkurtlar, Tatarlar, Kazaklar ve Kırgızların etkilendiğini bu açların bilhassa çocuklarının memleketimize getirilip muhtelif yerlere yerleştirilmesini ister ve yapılan görüşmelerin sonunda bu iş ile ilgilenecek bir komisyon oluşturulur. 24 Nisan 1922 tarihinde Meclis Başkanlığına verdiği bir dilekçe ile de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış yıldönümünde, açılışın şerefine Rusya’dan gelirken getirdiği kitapları TBMM kitaplığına hediye etmiş ve bu konuda da bir açıklamada bulunmuştur. Kendi ifadesine göre; Genel Harpte Sibirya’da esir bulunan subayların el yazısı ile neşrettikleri “Vaveyla” adlı haftalık mecmûanın tüm sayıları ile Moskova, Petersburg, Kazan, Orenburg, Taşkent ve Buhara’dan elde edebildiği Rusça ve Türkçenin değişik lehçelerine ait bilhassa Türkoloji’ye dair yedi yüz cilt civarında kitaptır. 

Mecliste bulunduğu süre içinde 29’u gizli oturum olmak üzere 122 konuşma yaptı. 7 soru ve 2 gensoru önergesi verdi. Bunlardan üç tanesi Burdur ile ilgilidir. Bunlardan birisi Burdur müftüsünün atanması ile ilgili soru önergesidir. 23 Eylül 1920 tarihli dilekçesi ile Şeriye Vekili Mustafa Fehmi Efendi’yi, uyarılarına rağmen Burdur gibi İtalyan işgali ve entrikası altında ve Yunan işgal bölgesinin yakınındaki bir vilayette, işgal ettiği makamın önemini kavramamış, TBMM yönetimine şüpheyle bakan, gayri faal bir zatı müftülüğe tayin etmesi münasebetiyle suçlamakta ve hakkında gensoru açılmasını istediyse de meclis genel kurulu bu takriri reddeder.  Diğeri, Antalya Milletvekili Mustafa Bey ve arkadaşlarının Antalya Burdur Şosesinin ikmali inşası hakkındaki takririne dairdir ki, konunun maliye komisyonuna havalesini ister.  Sonuncusu ise İzmit Milletvekili Hamdi Namık Bey’in Burdur Milletvekili Şevket Bey ailesine yardım edilmesine dair takriri münasebetiyledir. Diğer konuşma, soru, öneri ve benzeri faaliyetlerinin hepsi Ulusal politikalar ve meclisteki diğer konularla ilgilidir. 

Birinci dönem milletvekilleri arasında kürsüde en çok söz alanlardan birisidir. TBMM üyelerinin ancak % 7’si 61 ile 299 defa arasında söz hakkı kullanmışlardır. İsmail Suphi Bey’de 122 konuşma ile bu %’de 7’lik kesimin içindedir. 

Birinci dönem TBMM’de Birinci grup milletvekilleri içinde yer almasına rağmen gruptan bağımsız hareket etmiştir. II. Dönem TBMM seçimlerine kendi isteği ile katılmayarak politikadan uzaklaşan İsmail Suphi Bey 25 Kasım 1967 tarihinde İstanbul’da vefat etti. 

 

Kaynak: Turgut Ermumcu, “Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinde Burdur Milletvekilleri ve Meclis Çalışmaları”, Kuva-yı Milliye’den Cumhuriyet’e Burdur, Editör: Zafer Gölen, Fakülte Kitabevi, Isparta 2011, s.248-252.